Terkibi Bent ( Ziya Paşa )

Terkibi Bent
Saki getir ol badeyi kim mâye-i candır
Arâm-dih-i akl-ı melâmet-zedegândır
Ol mey ki olur saykal-ı dil ehl-i kemâle
Nâ-puhtelerin aklına bâdî-i ziyandır
Bir câm ile yap hatırı zîrâ dil-i vîrân
Mehcûr-ı hârâbat olalı hayli zamandır
Sâkî içelim aşkına rindân-ı huda’nın
Rindân-ı huda vâkıf-ı esrâr-ı nihândır
Sâkî içelim rağmına süfi-ı harisin
Kim maksadı kevser emeli hıır-i cinândır
Aşk olsun o pîr-ı mey-perverde-i aşka
Kim badesi sad-sâle vü sâkîsi civandır
Pîr-i meye sor mes’elede var ise şüphen
Vaizlerin efsaneleri hep hezeyandır
Ben anladığım çarh ise bu çarh-ı çep-endâz
Yahşi görünür sureti amma ki yamandır
Benzer felek ol çenber-i fânûs-ı hayâle
Kim nakş-ı temâsîli serîü’l-cereyândır
Sâkî bize mey sun ki dil-i tecribet-âmûz
Endişe-i encam ile vakf-ı halecândır
İç bade güzel sev var ise akl u şuurun
Dünya var imiş ya ki yoğ olmuş ne umurun
II

Yetmez mi bu kasrîreviş-iağreb-i âlem
Bir menzile ermez mi aceb kevkeb-i âlem
Şimdi uyuyanlar ö zamanda uyanırlar
Bir subha resîde olur âhır şeb-i âlem
Pâmâl eder encam kimin üstüne dönse
Agâz edeli devre budur meşreb-i âlem
Bin böyle cihan zer ü sîm olsa yetişmez
Mümkün mü ki is’af oluna matlab-ı âlem
Hâriçten eğer olsa temaşasına imkân
Müdhiş görünür heykel-i müsta’ceb-i âlem
Almış yükünü şöyle ki seyrinde halelsiz
Bir zerre dahi kaldıramaz merkeb-i âlem
Ebnâ-yı beşerde kalacak mı bu muâdât
Bilmem ne zaman doğrulacak mezheb-i âlem
Her safhada bir şekl-i hakikat eder ibraz
Her gün çevirir bir varaka makleb-i âlem
Bin ders-i maârif okunur her varakında
Yârab ne güzel mekteb olur mekteb-i âlem
Bu cism-i kesifin neresi merkez-i kuvvet
Yârab ne matıyyeyle gezer kâlib-i âlem
Subhâneke yâ men halaka’l-halka vasînâ
Subhâneke subhâneke subhâneke elîfâ
III

Ey kudretine olmayan âğâz u tenâhî
Mümkün değil evsâfını idrâk kemâhî
Her nesne kılar varlığına hüsn-i şehâdet
Her zerre eder vahdetine arz-ı güvâhî
Hükmün kılar izhâr bu âsâr ile mihri
Emrin eder ibraz bu envâr ile mâhı
Dil-sîr-i bisât-ı niamın mürg-i hevâyî
Sîrâb-ı zülâl-i keremindir suda mâhî
Eyler keremin âteşi gülzâr halil’e
Mağlûb olur peşşeye nemrud-ı mübâhi
Zâlimleri adlin ne zaman hâk edecektir
Mazlumların çıkmadadır göklere âhı
Bigânelere münhasır enva’-ı huzûzât
Mihnet-zede-i aşkına mahsûs devâhî
Sensin eden idlâl nice ehl-i tarîki
Sensin eden ihdâ nice gümgeşte-i râhı
Hükmün ki ola mûcib-i hayr u şer-i ef âl
Yarab ne içindir bu evâmir bu nevâhî
Sendendir ilâhi yine bu mekr ü bu fitne
Bu mekr ü bu fitne yine sendendir ilâhi
Güftî bikün ü bâz zenî seng-i melâlet
Dest-i men ü dâd-ı tu der rûz-ı kıyamet
IV

Bir katre içen çeşme-i pür-hûn-ı fenadan
Başın alamaz bir dahi bârân-ı belâdan
Asude olam dersen eğer gelme cihâna
Meydâna düşen kurtulamaz seng-i kazadan
Sâbit-kadem ol merkez-i me’mûn-ı rızâda
Vareste olup dâire-i havf u recâdan
Dursun kef-i hükmünde terâzû-yı adalet
Havfın var ise mahkeme-i rûz-ı cezadan
Her kim ki arar bûy-ı vefa tab’-ı beşerde
Benzer ana kim devlet umar zıll-ı hümâdan
Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez
Bârân yerine dür ü güher yağsa semâdan
Erbâb-ı kemâli çekemez nakıs olanlar
Rencide olur dîde-i huffâş ziyadan
Her âkile bir derd bu âlemde mukarrer
Rahat yaşamış var mı gürûh-ı ukalâdan
Halletmediler bu lügazın sırrını kimse
Bin kafile geçti hükemâdan fuzelâdan
Kıl san’at-ı üstadı tahayürle temaşa
Dem vurma ger arif isen çün ü çiradan
İdrâk-i meali bu küçük akla gerekmez
Zîrâ bu terâzû o kadar sıkleti çekmez
V

Cehrin ne safa var acaba sîm ü zerinde
İnsan bırakır hepsini hîn-i seferinde
Bir reng-i vefa var mı nazar kıl şu sipihrin
Ne leyi ü nehârında ne şems ü kamerinde
Seyretti hava üzre denir taht-ı süleyman
Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde
Hür olmak ister isen olma cihanın
Zevkinde safasında gamında kederinde
Cânân gide rindân dağıla mey ola rizân
Böyle gecenin hayr umulur mu seherinde
Hayr umma eğer sadr-ı cihan olsa da bilfarz
Her kim ki hasâset ola ırk u güherinde
Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde
Anlar ki verir lâf ile dünyâya nizâmât
Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde
Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde
Ben her re kadar gördüm ise bazı mazarrat
Sâbit-kademim vine bu re’vin üzerinde
İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah
Yardımcısıdır doğruların hazret-i allah
VI

Gadr ede reayasına vâli-i eyâlet
Dünyâda vü ukbâda ne zillet ne rezalet
Lâyık mıdır insân olana vakt-i kazada
Hak zahir iken bâtıl için hükmü imâlet
Kadı ola davacı vü muhzır dahi şahit
Ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet
Ey mürtekib-i har bu ne zillet ki çekersin
Bir kaç kuruşa müddet-i ümrünce hacâlet
Lâ’net ola ol mâle ki tahsîline ânın
Yâ din ola yâ ırz veya namus ola âlet
Âdem olanın hayr olur âdemlere kasdı
İnsanlığa insanda budur işte delâlet
İnsan ona derler ki ede kalb-i rakîki
Alâm-ı ben-i nev’i ile kesb-i melâlet
Âdem ona derler ki garazdan ola sâlim
Nefsinde dahi eyleye icrâ-yı adalet
Sâdık görünür kisvede erbâb-ı hiyânet
Mürşid sanılır vehlede ashâb-ı dalâlet
Ekser kişinin suretine sîreti uymaz
Yârâb bu ne hikmettir ilâhi bu’ne halet
Ümmîd-i vefa eyleme her şahs-ı degalde
Çok hacıların çıktı haçı zir-i begalde
VII

Bir abd-i habeş dehre olur baht ile sultan
Dahhâk’in eder mülkünü bir gâve perişan
İkbâline idbârınadil bağlama dehrin
Bir dâirede devr edemez çenber-i devrân
Zâlim yine bir zulme giriftar olur âhır
Elbette olur ev yıkanın hanesi viran
Ekser görülür çünkü ceza cins-i amelden
Encamda âhenden ölür rahne-i sühan
Tezkîr olunur la’n ile haccâc ile cengiz
Tebcîl edilir nûşirevan ile süleyman
Kabil midir elfaz ile tagyir-i hakikat
Mümkün mü ki tefrik oluna küfr ile îmân
Birhâkden inşâ olunur deyr ile mescid
Birdir nazar-ı hak’da mecûs ile müselman
Her derdin olur çaresi her inleyen ölmez
Her mihnete bir âhir olur hem gama pâyan
Geh çâk olunur damen-i pâkize-i ismet
Geh iffet eder âdemi ârâyiş-i zindan
Sabr et siteme ister isen hüsn-i mükâfat
Fikreyle ne zulm eylediler yusuf a ihvan
Zâlimlere bir gün dedirir kudret-i mevlâ
Tallahi lekad âserakellâhu aleynâ
VIII

Her şahsı harîm-i hakk’a mahrem mi sanırsın
Her tâc giyen çulsuzu edhem mi sanırsın
Dehri araşan binde bir âdem bulamazsın
Adem görünen harlan âdem mi sanırsın
Çok mukbili gördüm ki güler içi kan ağlar
Handan görünen herkesi hurrem mi sanırsın
Bil illeti kıl sonra müdâvâta tasaddî
Her merhemi her yareye merhem mi sanırsın
Kibre ne sebeb yoksa vezirim deyu gerçek
Sen kendini düstûr-ı mükerrem mi sanırsın
Ey müftehir-i devlet-i yek-rûze-i dünya
Dünya sana mahsûs u müsellem mi sanırsın
Hâlî ne zaman kaldı cihan ehl-i tama’dan
Sen zâtını bu âleme elzem mi sanırsın
En ummadığın keşf eder esrâr-ı derûnun
Sen herkesi kör âlemi sersem mi sanırsın
Bir gün gelecek sen de perîşan olacaksın
Ey gonca bu cem’iyyeti her-dem mi sanırsın
Nâmerd olayım çarha eğer minnet edersem
Çevrinle senin ben keder etsem mi sanırsın
Allah’a tevekkül edenin yaveri hak’tır
Nâşâd gönül bir gün olur şâd olacaktır
IX

Pek rengine aldanma felek eski felektir
Zîrâ feleğin meşreb-i nâsâzı dönektir
Yâ bister-i kemhada ya vîrânede can ver
Çün bây ü gedâ hâke beraber girecektir
Allah’a sığın sahs-ı halimin gazabından
Zîrâ yumuşak huylu atın çiftesi pektir
Yaktı nice canlar o nezaketle tebessüm
Şirin dahi kasd etmesi cana gülerektir
Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma
Zer-dûz palan vursan eşek yine eşektir
Bed-mâye olan anlaşılır metiis-i meyde
İşret güher-i âdemi temyize mihektir
Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir
Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir
Nadanlar eder sohbet-i nadanla telezzüz
Dîvânelerin hem-demi dîvâne gerektir
Afv ile mübeşşer midir ashâb-ı merâtib
Kânûn-ı ceza âcize mi has demektir
Milyonlaçalanmesned-iizzetteser-efrâz
Bir kaç kuruşu mürtekibin câyı kürektir
İman ile din akçadır erbâb-ı gınada
Nâmûs u hamiyyet sözü kaldı fukarada
X

İkbâl için ahbabı siâyet yeni çıktı
Bilmez idik evvel bu dirayet yeni çıktı
Sirkat çoğalıp lafz-ı sadâkat modalandı
Nâmûs tamam oldu hamiyyet yeni çıktı
Düşmanlara ahbabını zemm oldu zerafet
Dildârdan agyâra şikâyet yeni çıktı
Sâdıkları tahkîr ile red kaide oldu
Hırsızlara ikram u inayet yeni çıktı
Hak söyleyen evvel dahi menfur idi gerçi
Hâinlere amma ki riâyet yeni çıktı
Aciz olanın ketm olunur hakk-ı sarîhi
Mahmîleri her yerde himâyet yeni çıktı
İsnâd-ı ta’assub olunur merd-i gayura
Dinsizlere tevcih-i reviyyet yeni çıktı
İslâm imiş devlete pâ-bend-i terakki
Evvel yoğ idi işbu rivayet yeni çıktı
Milliyyeti nisyan ederek her işimizde
Efkâr-ı frenge tebaiyyet yeni çıktı
Eyvah bu bâzîçede bizler yine yandık
Zîrâ ki ziyan ortada bilmem ne kazandık
XI

Zahirde görüp bizleri sanma ukalâyız
Biz bir sürü âkil sıfatında budalayız
Akil denilir mi bize kim hâli bilirken
Dildâde-i âlâyiş-i nîreng-i hevâyız
Yârân-ı vatandan bizi özler bulunursa
Düştük sefer-i gurbete muhtâc-ı duayız
Terkîb-i acîbiz iki hâsiyyetimiz var
Ahbabımızın devletiyiz hasına belâyız
Küncîde durur hırkamız altında künûzât
Dervişleriz gerçi nazarda fukarayız
Ukbâya yarar bir işimiz yok ise bârî
Azâde-dil-i şâibe-i zerk ü riyayız
Devletlülere bizleri tahkir düşer mi
Biz âciz isek de yine mahlûk-ı hüdâyız
Bir âfet-i hunhara esîr oldu gönül kim
Her nâzına her lâhzada bin kerre fedayız
Hatırda durur sohbetinin lezzeti hâlâ
Gerçi o şereften nice yıldır ki cüdayız
Her çevrine razılarız ey şâh-ı melâhat
Bizler ki kuluz mu’tasım-ı bâb-ı rızâyız
İster bize lutf eyle diler bizden ırağol
Dünyada heman sen şeref ü şân ile sağ ol
XII

Her millet için bir düzüye adlini âm et
Fikr-i gazab-ı hazret-i mabûd-ı enam et
Bevvâl-i çeh-i zemzemi la’netle anar halk
Sen kabe gibi kendini hürmetle benâm et
İncinmemek istersen eğer mülk-i fenada
Bir kimseyi incitmemeğe hasr-ı meram et
Bir yerde ki yok nağmeni takdir edecek gûş
Tazyi’-i nefes eyleme tebdîl-i makam et
Avret gibi mağlûb-ı hevâ olma er ol er
Nefsin seni râm etmeye sen nefsini râm et
Mânend-işecernâbit olur sabit olanlar
Her kangı işin ehli isen anda devam et
Noksanını bil bir işe ya başlama evvel
Yâ başladığın kâr-ı pezîrâ-yı hitâm et
Uğrarsa saba râhın eğer semt-i irak’a
Bağdad iline doğru dahi azm ü hıram et
Merdân-ı suhendânı ziyaret edip andan
Adâb ile git ravza-i rûhî’ye selâm et
Tahsinini arz eyleyip evvelce ziyâ’nın
Bu beyti huzurunda oku hatm-i kelâm et
Meydân-ı suhende yoğ iken sen gibi bir er
Bir şâir-i rûm oldu sana şimdi beraber

ÂŞIKANE BEYİTLER volume:4

Gönül gamını nice safha–i beyâna yazam
Kalemden od çıkuban korkarım ki yana yazam
(Avni)

Kimsesiz hiç kimse yok herkesin var kimsesi
Kimsesiz kaldım yetiş ey kimsesizler kimsesi

Göz gördü,gönül sevdi seni ey yüzü mahım
Kurbanın olam var mı benim bunda günahım
(Nahifi)

Bir kâsedir alev dolu gönlüm yana yana
Ben tâ senin yanında dahi hasretim sana
(İsmail hami danişment)

Pâyın sadâsı gelse de sen hîç gelmesen
Ben dinlesem kıyâmete dek vuslat istemem
Bulsam izinle semtini ol semte ermesem
Assam zamânı hasretin encâmı gelmeden
(İsmail hami danişment)

Mecnûn ile bir mekteb-i aşk içre okurduk
Ben Mushaf’ı hatm etdim o “Ve’l-leyl”de kaldı
(La-Edri)

Bülbül güle gel gül dedi gül gülmedi gitdi
Bülbül güle gül bülbüle yâr olmadı gitdi

Seb-i yeldâda uzar fecre kadar kıssa-i ask
Tâ ki Mecnûn bitirir nutkunu Leylâ söyler
(Yahya Kemal)

Can yandı nâr-ı aşkına, yansın beden dahi
Ateş-peresti-i aşka gerekmez kefen dahi
(Ali Ruh-i Bey)

Hem-demim sâyem durur akşam olıcak âh kim
Okumazsam mum ile ol dahi gelmez yanıma

Zâtî

——————————————————————————-

Senin hüsnün, benim askim, senin cevrin, benim sabrim
Demâdem artar, eksilmez, tükenmez, bî-nihâyettir.
Zeynep Hatun


—————————————————————————-

Hastayım, yalnızım, seni yanımda
Sanıp da bahtiyar ölmek isterim

Mahmûr-ı hülyayım câm-ı lebinden
Kanıp da bahtiyar ölmek isterim

Rıza Tevfik

—————————————————————————

Âşiyân-ı murg-ı dil zülf-i perîşanundadur
Kanda olsam ey perî gönlüm senün yanundadur

Fuzuli


Senin serbest ve gür saçların bir kuş yuvası gibidir, benim gönlüm de senin saçlarına yuva yapmış bir kuştur. Her nerede olursam olayım ey güzelliği periye benzeyen sevgili, gönlüm seninle beraberdir, senin saçlarında gezer, diyor dünyanın en değerli şairlerinden Fuzuli.

————————————————————————————————

Bir perî peyker mi var yanında ağyâr olmaya
Var mıdır bir gül ki ânın çevresi hâr olmaya

Kanunî(Muhibbi)

Yanında ağyar( yabancı kimseler, sevgili ile aşığın arasındaki 3.kişiler) olmayan bir peri yüzlü var mıdır? Etrafında dikeni olmayan bir gül var mıdır ?

( Dikeni olmayan bir gülün olmadığı gibi yanında râkiblerin , yabancıların olmadığı bir peri yüzlü sevgili yoktur )

———————————————————————————————————-

Rasih

Sevgili, açtığı her yaraya elmas tozu ekiyor. Lütfu var olsun; (aşıkına) ihsan üstüne ihsanda bulunuyor (Sevgilinin birinci ihsanı aşıkının bağrında açtığı yara, ikinci ihsanı da o yaranın kapanmasını engelleyen elmas tozudur.)

—————————————

Kûyunda nâle kim dil-i müştâkdan kopar
Bir nağmedir Hicaz’da uşşâkdan kopar
Naili

İlk anlam: Ey sevgili! Senin mahallende kopan çığlıklar sana hasret çeken gönüllerin eseridir. O öyle bir nağmedir ki sanki Kâbe’ye varmış hak âşıklarının ağlayışlarını andırır.

İkinci anlam: Ey sevgili! Senin meclisinde duyulan terennümleri hicaz veya uşşak makamından şarkılar sanma. Bilakis onlar, sana hasret ve özlem duyan âşıklarının istemeden dışa vurdukları iç geçirmeler, öykünmelerdir.

————————————————————————————

Gûr-ı hâne-i râz-ı tû çün dil şeved
An murâdet zudter hâsıl şeved

*Mesnevî*

————————————————

Aşkın oldu yüreğimde neler eyler neler eyler
Bu gün ben bir dertli gördüm bu halimden haber eyler

Sarraflığı bilmeyenler bu gevheri boncuk sanır
Alır verir yok nesneye bilmez kaça sattığını

Yüzgeçliği öğrenmeyen kul girmesin bu deryaya
Aşk deryası derin olur aceplemeyin battığıma

Salih Baba Divanı

—————————————————————-

Âh mine’l-aşkı ve hâlâtihî
Ahraka kalbî bi-harârâtihî

Ah, aşkın elinden ve onun hallerinden; ateşiyle kalbimi yaktı yandırdı…

Şeyh Galip

————————————————————————-

Ey Fuzûlî çıksa cân çıkmam tarîk-i aşkdan
Rehgüzâr-ı ehl-i aşk üzre kılın medfen bana

Fuzûlî

———————————————————

” Ben göz açmam hâbdan bîdârdır gönlümdeki
Gerçi ben mestim velî hûşyârdır gönlümdeki ”

Enderunlu Vâsıf

—————————————————————-

"Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım
Kurbânın olam var mı benim bunda günâhım”

Nahifi

—————————————————————

Zabt-ı âh eylemedir âşıka evvel çâre
Ben ise âhsız ârâm edemem âh meded
Nedim

(Aşıkın derdine çare ahını zapt etmesidir. Ben ise ahsız etmeden duramam ah meded.)

————————————————————————————-

Kendi elimle yâre verdigim kalem
Fetvâî-yı hun-ı nâ-hakımı yazdı ibtidâ

Nevres-i Kadim

(Kendi elimle-ucunu-açıp sevgiliye verdiğim kalem; kanımın-dökülmesi- fetvasını haksız yere başından’-kesilsin şeklinde- yazdı.)

———————————————————————————————

Dile her muyu bir ejder görünür ol zülfün
Nice bin ejderi bir yerde tahayyül ne belâ
(Nefî)

Saçının her teli aşığın gönlüne biir ejder gibi görünür ve bin ejderi aynı yerde(yürekte)tahayyül etmek (hayal etmek, canlandırmak) aşık için ne büyük bir belâdır.

———————————————————————————————

Saklarım sinemde her an seni canım diyerek
Gelmedin sineme bir kerre mekanım diyerek…

—————————————————————

Cân u ten oldukça menden derd ü gam eksik değil
Çıksa can hâk olsa ten ne can gerek ne ten bana.

ÂŞIKANE BEYİTLER volume:3

Yine ol mah benim aldı kararım bu gece
Çıkacaktır feleğe nale-i zarım bu gece

Var idi subh visaline Fuzuli ümmid
Çıkmasa hasret ile can-ı figanım bu gece

"O ay yüzlü sevgili şairin aklını başından almıştır ve şairin ağlamaları, aşk derdi ile inleyişleri bu gece gökyüzüne kadar çıkacaktır.

Ey Fuzuli, sabah kavuşma için ümidim var idi eğer bu gece yaralı incinmiş canım hasret ile çıkmasaydı. “

——————————————————————————————-

"Sakın terk-i edebden kûy-ı mahbûb-ı Hudâ’dır bu,
Nazargâh-ı İlâhî’dir Makâm-ı Mustafâ’dır bu.-Nâbî “

Daha bugün hikayesini dinledim bu şiirin, harikaydı…

Nabi Hac vazifesini yerine getirmek için kutsal mekanlara gider, Medine’ye doğru gelinirken, mola verirler, yanında devlet erkanından bir zat ayaklarını Medine’ye doğru uzatmış uyumaktadır, tabi Nabi heyecandan uyuyamaz. Medine’ye gelindiğinde sabah ezanı okunmaktadır ve müezzin ezandan sonra bu gazeli okur. Nabi gider sorar müezzine sen nereden buldun da okudun. Bunun üzerine müezzin şöyle der: Hz. Muhammed rüyama girdi bu gece ve bu ümmetimden biri buraya gelmekte bu gazeli okumamı söyledi.

O günden sonra bu rivayete göre Urfa’da uzun bir süre sabah namazlarından sonra bu gazel okunurmuş. (Nabi de Urfalıdır)
Eksik veya kusurlu anlatmış olabilirim, affola…

———————————————————————

Dest bûsı arzûsuyla ger ölürsem dostlar;
Kûze eylen toprağım sunun ânunla yare su.
Fuzûli

Açıklama:

"Yarin dudağından birdefa öpme isteğiyle eğer ölürsem dostlar, öldüğüm zaman mezar toprağımdan bir desti yapın ve onunla yare suverin." diyor büyük usta.

Çağımızda ki günlük sevdalara en güzel cevap budur bence. Sevmek, menfaatten uzak kalarak sevmek… Zannediyorum biz yaman sevdaya kapıldığımız zaman bu kadar düşlünmek hiç işimize gelir miydi.

Tükenme ey sevdam! Zira sensin beni yaşatan,
Coş ey deli gönül! Sensin sevdaları başlatan.

———————————————————————————

Nice demden mukîm-İ vâdı-i derd ü gam u aşkız
Ser –i kûy-ı vefânun sanma kim mihmânıyuz cânâ

Selimî

(Nice zamandır aşk,gam ve dert vadilerinde konaklamadayız;
sanma ki ey sevgili ,vefa yurdunun başköşesinde ağırlanıyoruz!..)

Sînene aşk ile elifler kes
Bilsin ol servi sevdiğin herkes

Bakî

Ey âşık!.. Bağrına aşk ile selvi biçimli çizikler çek; ta ki o selvi boyluyu sevdiğini herkes anlasın.

—————————————————————————————-

Aşk odu evvel düşer maşuka, ondan aşığa
Şem’i gör kim yanmadan yandırmadı pervaneyi.

——————————————————————-

Halâs olmak için ez-cân u
dil aşkından ol yârin
Dua etsem de dergâhında
ya Rab müstecab etme
Halîm

O sevgilinin aşkından kurtulmak için can u yürekten de dua edecek olsam, onu dergâh-ı izzetinde kabul etme Allah’ım!..

———————————————————————————

Vehm ilen söyler dil-i meruh peykanın sözin
ihtiyat ilen içer her kimde yara su
FUZULİ

———————————————————————-

Gönül Mecnûn gibi dil-beste olma zülf-i Leylâ’ya
Seni sâhra-neverd-i aşk eden zîrâ Hudâ’dır hep
-Haşmet-

A gönül! Mecnun misali, Leyla’nın zülfüne hemen gönül bağlama.

Çünkü seni aşk çöllerinde gezdirip duran Leyla değil, Mevlâ’dır hep.

———————————————————————————————-

Cennet için men eden âşıkları dîdârdan
Bilmemiş ki cenneti âşıkların dîdâr olur

Fuzûlî

Cennetten uzaklaştırdığı gerekçesiyle âşıkları sevgilinin diyarına (yüzüne) bakmaktan alıkoyan kişi bilmiyor ki âşıkların cenneti sevgilinin yüzüdür!..

——————————————————————————————
Feryad ki feryadıma imdad edecek yok
Efsus ki beni gamdan azad edece yok

Te’sir-i mahabbetle yıkılmış güzel amma
virane dili bir dahi abad edecek yok

Kes varsa alakan bana ey tali-i dunum
Sen var iken alemde beni yad edecek yok

Nigar Hanım

————————————————————-

Kârbân-ı râh-ı tecrîdiz hatar havfın çekip
Gâh Mecnûn gâh ben devr ile nevbet bekleriz


Fuzulî
Soyutlanmışlık yolunun kervanıyız biz. Yolkesiciler kervanımıza saldırıp da tekilliğimizi bozmasınlar diye şu dünyada bazan Mecnûn, bazan da ben, sıra ile aşk nöbetini tutuyoruz.

——————————————————————————-

Şehîd-i aşkın oldum iâle-zâr-ı dağdır sînem
Çerâğ-ı türbetim şem-i mezârım varsa sendendir

Şeyh Galip

Aşkının şehidi oldum. Göğsüm yaralarla lale bahçesine döndü.
Eğer türbemin bir kandili varsa, mezarımda mum yanıyorsa senin sayendedir.

———————————————————————————

Aşk kim ruha gıdadır ne yenir ne yutulur
Bir demir leblebidir çiğneyene aşk olsun

Şinasi

————————————————————————-

Âşık öldürmek tutalım muktezâ-yı hüsn imiş
Tîğ-ı hicrân ile katl etmek kimin fermanıdır

Ahmet Paşa

Diyelim ki âşık öldürmek, güzelin güzellik hakkıdır. Peki de, âşıkı ayrılık denen kılıca mahkûm ederek canını almak, kimin fermanıdır?

————————————————————————————

Esîr-i derd-i aşk u mest-i câm-ı hüsn çok amma
Biziz meşhur olan, Leylâ sana, Mecnun bana derler

Fuzûli

———————————————————————————-

Vermeyen cânın sana bulmaz hayât-ı câvidân
Zinde-i câvîd ana derler ki kurbândur sana
Fuzuli

“Sana canını vermeyen ebedî hayata erişemez.
Ebedî hayata erişen ona derler ki sana kurbândır.”

————————————————————————

Demişsin ki yolumda ölmez Ahmed
Bir öldüm bir de tekrar öldürürsin
Ahmed Paşa

————————————————————

Yılda bir kurban keserler halk–ı âlem ıyd içün
Ben senin sâat–be–sâat dem–be–dem kurbânınam

Fuzuli

———————————————————————————————

Aşk derdinin devası kabil-i derman değil
Terk-i can dirler bu derdin mu’teber dermanına

Fuzûlî


“En ummadığın keşfeder esrar-ı derûnun; Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın.” Ziya Paşa

Bana gönül ateşinden başka yanan olmaz, kapımı sabah yelinden başka açan olmaz.

———————————————————————————————————————-

Derdim nice bir sînede pinhân ederim ben
Bir âh ile bu âlemi vîrân ederim ben


Nef’î

—————————————————————————————

Sakın sen kûy-ı cananı uzakdur sanma ey Mecnûn
Seher yola giren âşık gece Leylâ’da akşamlar

Bursalı İsmail Beliğ (18. yy)

———————————————————————————-

Bir kez gönül yıkdın ise bu kıldığın namâz değil
Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil
(Yunus Emre)

Yaratılanı sev yaratandan ötürü
(Yunus Emre)

Hak bir gönül verdi bana, ha demeden hayran olur
Bir dem gelir şadan olur, bir dem gelir giryan olur
(Yunus Emre)

Ferman-ı aşka can iledir inkıyadımız
Hükmü kazaya zerre kadar yok inadımız
(Baki)

Ezelden şâh-ı ‘aşkın bende-i fermânıyuz cânâ
Muhabbet mülkinün sultân-ı ‘âlî şânıyuz cânâ
(Baki)

Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş (Baki)

Mende mecnundan fizun aşıklık istidadı var
Aşık-ı sadık menem mecnunun ancak adı var
(Fuzuli)

Hâsılım yoh ser-i kûyunda belâdan gayrı
Garazım yoh reh-i aşkında fenâdan gayrı
Ne yanar kimse bana âteş- i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı
(Fuzuli)

Yâ Rab bela-yı aşk ile kıl âşîna beni
Bir dem bela-yı aşktan kılma cüdâ beni
(Fuzuli)

Ben değildim sana mail sen ettin aklımı zail
Bana ta’n eyleyen gafil seni görgeç utanmaz mı
( Fuzuli)

Öyle ser-mestem ki idrâk etmezem dünyâ nedir
Ben kimim sâkî olan kimdir mey-i sahbâ nedir
(Fuzuli)

Yılda bir kurban keserler halk-ı alem ıyd içün
Dem-be-dem saat-be-saat men senün kurbanunam
(Fuzuli)

Dest-bûsî arzûsıyla ger ölürsem dostlar
Kûze eylen toprağum sunun anunla yâre su
(Fuzuli)

Söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil (Fuzuli)

Ehl-i temkinem beni benzetme ey gül bülbüle
Derde yok sabrı anın her lahza bin feryadı var
( fuzuli)

Aşk imiş her ne var alemde
İlim bir kil ü kal imiş ancak
(Fuzuli)

Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib
Kılma derman kim helakim zehri dermanındadır
(Fuzulî)

Cânı kim cânânı içün sevse cânânın sever
Cânı içün kim ki cânânın sever cânın sever
(Fuzuli)

Âşığım dersen belâ-yı aşkdan âh eyleme
Âh edip ağyârı esrarından âgâh eyleme
(Fuzuli)

Karban-ı rah-ı tecridiz hatar havfın çekip
Gah Mecnun gah ben devr ile nevbet bekleriz
( Fuzuli )

Zih-i kemal-i terakki zih-i cemal-i celal
Ki hüsn sende oldu garip ışk bende garip
( Necati)

Kâ’be olmasa kapun ay ile gün leyl ü nehâr
Eylemezlerdi tavaf ol güzeri döne döne
(Necati)

Ayagı yir mi basar zülfine ber-dar olanun
Zevk ü şevk ile virür can u seri döne döne
(Necati)

Cânıma bir merhabâ sundu ezelden çeşm-i yâr
Öyle mest oldum ki gayrın merhabâsını bilmedim
( Ahmet paşa)

Zülfün hikâyesini gönülde misâl edip
Gam kıssasını levh-i perîşâne yazmışam
( Ahmet Paşa)

Sultan-ı gam nişimen idelden derunumu
Sahrayı kalbe leşker-i sevda gelür gider
(Nabi)

Ne çerh-i hüsne senin gibi mâh-pâre gelir
Ne kûy-ı aşka benim gibi nâ-be-çâre gelir
(Nabi)

Ne tende cân ile sensiz ümmîd-i sıhhat olur
Ne cân bedende gam-ı firkatinle rahat olur
(Nefi)

Biz aşık- ı azadeyiz amma esir-i badeyiz
Alufteyiz, dildadeyiz, bizden diriğ etme kerem
(Nef’i)

Meclis-i erbab-ı dil bir lahza sensiz olmasın
Hürmetin inkar eden alemde hürmet bulmasın
(Nefi)

Gönlü dilberden kesilmezse acep mi âşıkın
Gamzesiyle tâ ezelden âşinâdır n’eylesin
(Nefi)

Benim âşık ki rüsvâlıkla tutdu şöhretim şehri
Yazanlar kıssa-i Mecnûn’u hep yabâne yazmışlar
(Nefi)

Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen
Merdüm- i dide- i ekvan olan ademsin sen
(Şeyh Galip)

Gül âteş gül-bün âteş gül-şen âteş cûy-bâr âteş
Semender-tıynetân-ı aşka bestir lâle-zâr âteş
(Şeyh Galip)

gönül ders-i gamın çokdan unuttu hatırın hoş tut
o mürgü başka bir sayyad tuttu hatırın hoş tut
(Şeyh Galip)

Âşıkda keder n’eyler gam halk-ı cihânındır
Koyma kadehi elden söz pîr-i mugânındır
(Şeyh Galip)

Efendimsin cihânda i’tibârım varsa sendendir
Miyân-ı âşıkanda iştiharım varsa sendendir
(Şeyh Galip)

Yine zevrak-ı derûnum kırılıp kenâre düşdü
Dayanır mı şîşedir bu reh-i seng-sâre düşdü
O zaman ki bezm-i canda bölüşüldü kâle-i kâm
Bize hisse-i mahabbet dil-i pare pâre düşdü
(Şeyh Galip)

dert na-malum iken her gah agah etmek de güç
( şeyh galip)

hac yollarında meş’ale-i karban gibi
erbab-ı aşk içinde nümayansın ey gönül
(Nedim)

Tahammül mülkünü yıktın Hulagu Han mısın kafir
Aman dünyayı yaktın ateş-i suzan mısın kafir
(Nedim)

Haddeden geçmiş nezaket yal ü bal olmuş sana
Mey süzülmüş şişeden ruhsar-ı al olmuş sana
Yok bu şehr içre senin vasfettiğün dilber nedim
Bir peri suret görünmüş bir hayal olmuş sana
(Nedim)

Güllü diba giydin amma korkarım azar eder
Nazeninim saye-i har-ı gül-i diba seni
(Nedim)

hevâ-yı aşka uyup kûy-i yâra dek giderüz
nesîm-i subha refîkız bahâra dek giderüz
(Naili)

Arz- ı hal etmeğe seni tenha bulamam
Seni tenha bulacak kendimi asla bulamam
(Ulvi)

Süzme çeşmün gelmesün müjgan müjgan üstine
Urma zahm- ı sineme peykan peykan üstine
(Rasih)

Gittin amma ki kodun hasret ile canı bile
İstemem sensiz olan sohbet-i yaranı bile
( Neşati)

Biz cism-i nizâr üzre döküp dâne-i eşki
Çün rişte-i cân gevher-i ma’nâda nihânız
(Neşati)

Ne beyân-ı hâle cür’et, ne figâna tâkatım var
Ne recâ-yı vasla gayret, ne firâka kudretim var
(Enderunlu vasıf)

Savm ü salatı fevt olan anı kaza kılur
Sensiz geçen zaman ile vaktin kazası yok
( Seyyid Nesimi)

Sun sagarı saki bana mestane desünler
Uslanmadı gitti gör ol divane desünler
( Şeyhülislam Yahya)

Ayıtdı ol perî bir gün düşüne girerim bir şeb
Sevincimden nice yıllar geçipdir görmedim uyku
(Zati)

Sanma şâhım, herkesi sen sadıkâne yâr olur
Herkesi sen, dostun mu sandın, belki ol ağyâr olur
Sadıkâne, belki ol âlemde bir didâr olur
Yâr olur, ağyâr olur, didâr olur, serdâr olur
Yavuz Sultan Selim

Şi’rler pençe-i kahrımda olurken lerzan
Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek
(Yavuz Sultan Selim)

Cihân-ârâ cihan içindedür arayı bilmezler
O mâhiler ki deryâ içredür deryâyı bilmezler
( Hayali)

aşk bir şem-i ilahidir benüm pervanesi
şevk bir zincirdür gönlüm anın divanesi”
(hayali)

Cihanı hiçe saymaktır adı aşk,
Döküp varlığı gitmektir adı aşk
Elinde sükkeri ayruğa sunup,
Ağuyu kendi yutmaktır adı aşk
Bela yağmur gibi gökten yağarsa
Başını ona tutmaktır adı aşk
Bu alem sanki oddan bir denizdir
Ana kendini atmaktır adı aşk
Var Eşrefoğlu Rumi bil hakikat
Vücudu fani etmektir adı aşk
(Eşrefoğlu Rumi)

Handan ol ki gönül visal ihtimali var
Firkat kemale erdi, kemalin zevali var

Gören sanır sefadan sema‘-ı rah ederim:
Döner döner bakarım kuy-ı yare, ah ederim !
(Esrar Dede)

Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir
Mübtela-yı gama sor kim geceler kaç saat
(Sabit)

Cihanda sanma aşık-ı mehcura rahat olur :
Neler çeker bu gönül, söylesem şikayet olur
(Şeyhülislam Yahya)

Kanı ol gül gülerek geldiği demler şimdi
Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz
(Mahir)

Ey rûy-ı nigâr sanma senden dûrum
Her yerde seni görmeye ben mecburum
Pervane-i envar-ı cemalin olalı
Sensin dersem cümle cihan mazurum

Ben yitirdim, ben ararım,yar benimdir kime ne
Gah girerim öz bağıma,gül dererim kime ne
Gah giderim medreseye, ders okurum Hak için
Gah giderim meyhaneye,dem çekerim kime ne
Sofular haram demişler bu aşkın şarabına
Ben doldurur,ben içerim,günah benim kime ne
Ben melamet hırkasın kendim giydim eğnime
Ar-u namus şişesini taşa çaldım,kime ne
Gah çıkarım gökyüzüne,hükmederim kaf ve kaf
Gah inerim yeryüzüne, yar severim kime ne
Kelp rakip böyle diyormuş’güzel sevmek pek günah’
Ben severim sevdiğimi,günah benim kime ne
Sofular secde ederler mescidin mihrabına
Yar eşiği secdeğahım,yüz sürerim, kime ne
Nesimi’ye sordular ki,yarin ile hoş musun
Hoş olayım olmayayım,o yar benim kime ne
(Nesimi)

ÂŞIKANE BEYİTLER volume:2

Sırrını âşık olan şöyle nihan etsin kim
Duymasın ağladığın dide-i giryan-ı bile


Riyazî

—————————————————————-

Yâ Râb belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni

Fuzûlî

————————————————————-

Râst geldim yâre bir nanl-i revân olmuş gelir
Serde gül, destinde gül, ceybinde gül, dâmende gül


Öyle bir yâr ile karşılaştım ki yürüyen bir fidan idi ve başında, elinde, cebinde, eteklerinde hep gül vardı.

-Fasih Ahmet Dede-

—————————————————————————-

Cânı Kim Cânânı İçin Sevse Cânânın Sever
Cânı İçin Kim Ki Cânânının Sever Cânın Sever

Fuzuli

Yaslım dileyen çevrimi çeksin der imiş yâr
Bu va’desi gûyâ ki değil çevrine dâhil


Sevgili, “Vuslatımı dileyen eziyetime katlanır!” diyormuş. Sanki bu vaadi eziyet değilmiş gibi!„ (Oysa bu söz de bir zulümdür. Âşıka vuslattan söz ediyor. Buna dayanılır mı hiç!…)

—————————————————————————-

Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkit ne bilir

Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat


En uzun gecenin hangisi olduğunu ne müneccim, ne de takvim yapanlar bilir…

Gam tutkunlarına sor ki geceler kaç saattir!..

-Sâbit-
—————————————————————

Âşiyân-ı murg-ı dil zülf-i perîşânındadır
Kande olsam ey perî gönlüm senin yanındadır

Fuzûlî

——————————————————————

Aşk mıdır ki boynuma takıp belâ zincirini
Gezdirip mecnun gibi alemde rüsva eyleyen…

(Muhibbî)

—————————————————————

Ger ben ben isem nesin sen ey yâr
Ger sen sen isen neyim men-i zâr

(Fuzûlî)

—————————————————

Aşk bir şem-i ilahidir benim pervanesi
Şevk bir zincirdir gönlün anın divanesi

Şeyh Galib
————————————————————-

Ya rab bana cism-u can gerekmez,
Cânân yok ise cihan gerekmez

(Fuzuli)


Esîr-i dâm-ı aşkın olalı senden vefâ görmen
Seni her kanda görsem ehl-i derde âşinâ görmen

Fuzuli

Perişan-hâlin oldum sormadın hâl-i perişânım
Gamından derde düştüm kılmadın tedbîr-i dermânım

Fuzuli

Gözümden dem-be dem bağrım ezip yaşım kimi gitme
Seni terk etmezem çün men meni sen dahi terk itme

Fuzuli

Ey melek-sîmâ ki senden özge hayrândır sana
Hak bilür insân demez her kim ki insândır sana


Fuzuli

“Ey melek yüzlü, senden başka herkes sana hayrandır. Allah bilir ya, insan olan sana insan demez. (Melek der)”

Vermeyen cânın sana bulmaz hayât-ı câvidân
Zinde-i câvîd ana derler ki kurbândur sana

Fuzuli
“Sana canını vermeyen ebedî hayata erişemez. Ebedî hayata erişen ona derler ki sana kurbândır.”

Âlemi pervâne-i şem’-i cemâlün kıldı ışk
Cân-ı âlemsin fedâ her lahza min cândır sana

Fuzuli

“Aşk bütün âlemi güzelliğinin mumu etrafında pervâne etmiştir. Sen âlemin cânısın. Her an sana bin cân fedâ olsun.”

Âşıka şevkunla cân vermek inen müşkil degül
Çün Mesîh-i vaktsen cân vermek âsândur sana

Fuzuli

“Hararetli, içi yanan bir aşkla canını sana vermek o kadar müşkil değildir. Çünkü vaktin İsâsısın, âşıka cân vermek sana kolaydır.”


Çıkma yârum geceler agyâr ta’nından sakın
Sen meh-i evc-i melâhatsın bu noksândır sana

Fuzuli

“ Ey sevgilim! Geceleri sokağa çıkma, çünkü başkaları sana ta’n ederler, ayıplarlar, kötü söz söylerler. Sen güzelliğin en yüksek noktasında bulunan bir aysın, bu senin için noksanlıktır.”


Pâdişâhum zulm edip âşık seni zâlim demiş
Hûb olanlardan yaman gelmez bu bühtândır sana
Fuzuli

“Pâdişâhım, âşık sana zulm isnâd ederken kendisine zulmetmiş. Zira güzel olanlardan kötü şey gelmez, bu sana iftiradır.”


Ey Fuzûlî hûb olanlardan tegâfüldür yaman
Ger cefâ hem gelse anlardan bir ihsândır sana

Fuzuli

“Ey Fuzûlî! Güzeller aşıkları görüp tanımamazlıktan gelirler, onlarla hiç ilgilenmezlerse asıl kötü olan budur. Onlar tegafül etmeyip cefâ etseler sana bir ihsândır.”

————————————————————————————

Gamı-ı hecre düştü melal içinde kaldı gönül
Hayal-i vuslat ile yaşadı her kışı bahar sandı gönül
***
Serv-i hıramanımsın incinmez bastığın yer
Taht-ı payinde bir zerre gubarı kıskandı gönül…
****
( Gönül; ayrılığın verdiği gam ile hüzün içinde kaldı, yare kavuşmanın hayaliyle yaşadı ve bu ümid ile her kışı bahar sandı.

Sen benim, yürürken salınan servilere benzettiğimsin.Öyle ki bastığın toprak bile senin bu salınışından incinmez. Gönül, senin cefalarından dolayı hep incindiği için artık o yürürken bile incitmediğin ayağının altındaki tozları bile kıskanıyor.)

—————————————————————————————-

Haddeden geçmiş nezaket yal-ü bal olmuş sana
Mey süzülmüş şişeden ruhsar-ı al olmuş sana
NEDİM

—————————————————————————-

Ya öldür beni yâhud vasla irgür
Elüne virmişem ben ihtiyârı

Cem Sultan

ÂŞIKANE BEYİTLER volume:1

Gönül gamını nice safha–i beyâna yazam
Kalemden od çıkuban korkarım ki yana yazam
(Avni)

Kimsesiz hiç kimse yok herkesin var kimsesi
Kimsesiz kaldım yetiş ey kimsesizler kimsesi

Göz gördü,gönül sevdi seni ey yüzü mahım
Kurbanın olam var mı benim bunda günahım
(Nahifi)

Bir kâsedir alev dolu gönlüm yana yana
Ben tâ senin yanında dahi hasretim sana
(İsmail hami danişment)

Pâyın sadâsı gelse de sen hîç gelmesen
Ben dinlesem kıyâmete dek vuslat istemem
Bulsam izinle semtini ol semte ermesem
Assam zamânı hasretin encâmı gelmeden
(İsmail hami danişment)

Mecnûn ile bir mekteb-i aşk içre okurduk
Ben Mushaf’ı hatm etdim o “Ve’l-leyl”de kaldı
(La-Edri)

Bülbül güle gel gül dedi gül gülmedi gitdi
Bülbül güle gül bülbüle yâr olmadı gitdi

Seb-i yeldâda uzar fecre kadar kıssa-i ask
Tâ ki Mecnûn bitirir nutkunu Leylâ söyler
(Yahya Kemal)

Can yandı nâr-ı aşkına, yansın beden dahi
Ateş-peresti-i aşka gerekmez kefen dahi
(Ali Ruh-i Bey)

Hem-demim sâyem durur akşam olıcak âh kim
Okumazsam mum ile ol dahi gelmez yanıma

Zâtî

——————————————————————————-

Senin hüsnün, benim askim, senin cevrin, benim sabrim
Demâdem artar, eksilmez, tükenmez, bî-nihâyettir.
Zeynep Hatun


—————————————————————————-

Hastayım, yalnızım, seni yanımda
Sanıp da bahtiyar ölmek isterim

Mahmûr-ı hülyayım câm-ı lebinden
Kanıp da bahtiyar ölmek isterim

Rıza Tevfik

—————————————————————————

Âşiyân-ı murg-ı dil zülf-i perîşanundadur
Kanda olsam ey perî gönlüm senün yanundadur

Fuzuli


Senin serbest ve gür saçların bir kuş yuvası gibidir, benim gönlüm de senin saçlarına yuva yapmış bir kuştur. Her nerede olursam olayım ey güzelliği periye benzeyen sevgili, gönlüm seninle beraberdir, senin saçlarında gezer, diyor dünyanın en değerli şairlerinden Fuzuli.

————————————————————————————————

Bir perî peyker mi var yanında ağyâr olmaya
Var mıdır bir gül ki ânın çevresi hâr olmaya

Kanunî(Muhibbi)

Yanında ağyar( yabancı kimseler, sevgili ile aşığın arasındaki 3.kişiler) olmayan bir peri yüzlü var mıdır? Etrafında dikeni olmayan bir gül var mıdır ?

( Dikeni olmayan bir gülün olmadığı gibi yanında râkiblerin , yabancıların olmadığı bir peri yüzlü sevgili yoktur )

———————————————————————————————————-

Rasih

Sevgili, açtığı her yaraya elmas tozu ekiyor. Lütfu var olsun; (aşıkına) ihsan üstüne ihsanda bulunuyor (Sevgilinin birinci ihsanı aşıkının bağrında açtığı yara, ikinci ihsanı da o yaranın kapanmasını engelleyen elmas tozudur.)

—————————————

Kûyunda nâle kim dil-i müştâkdan kopar
Bir nağmedir Hicaz’da uşşâkdan kopar
Naili

İlk anlam: Ey sevgili! Senin mahallende kopan çığlıklar sana hasret çeken gönüllerin eseridir. O öyle bir nağmedir ki sanki Kâbe’ye varmış hak âşıklarının ağlayışlarını andırır.

İkinci anlam: Ey sevgili! Senin meclisinde duyulan terennümleri hicaz veya uşşak makamından şarkılar sanma. Bilakis onlar, sana hasret ve özlem duyan âşıklarının istemeden dışa vurdukları iç geçirmeler, öykünmelerdir.

————————————————————————————

Gûr-ı hâne-i râz-ı tû çün dil şeved
An murâdet zudter hâsıl şeved

*Mesnevî*

————————————————

Aşkın oldu yüreğimde neler eyler neler eyler
Bu gün ben bir dertli gördüm bu halimden haber eyler

Sarraflığı bilmeyenler bu gevheri boncuk sanır
Alır verir yok nesneye bilmez kaça sattığını

Yüzgeçliği öğrenmeyen kul girmesin bu deryaya
Aşk deryası derin olur aceplemeyin battığıma

Salih Baba Divanı

—————————————————————-

Âh mine’l-aşkı ve hâlâtihî
Ahraka kalbî bi-harârâtihî

Ah, aşkın elinden ve onun hallerinden; ateşiyle kalbimi yaktı yandırdı…

Şeyh Galip

————————————————————————-

Ey Fuzûlî çıksa cân çıkmam tarîk-i aşkdan
Rehgüzâr-ı ehl-i aşk üzre kılın medfen bana

Fuzûlî

———————————————————

” Ben göz açmam hâbdan bîdârdır gönlümdeki
Gerçi ben mestim velî hûşyârdır gönlümdeki ”

Enderunlu Vâsıf

—————————————————————-

"Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım
Kurbânın olam var mı benim bunda günâhım”

Nahifi

—————————————————————

Zabt-ı âh eylemedir âşıka evvel çâre
Ben ise âhsız ârâm edemem âh meded
Nedim

(Aşıkın derdine çare ahını zapt etmesidir. Ben ise ahsız etmeden duramam ah meded.)

————————————————————————————-

Kendi elimle yâre verdigim kalem
Fetvâî-yı hun-ı nâ-hakımı yazdı ibtidâ

Nevres-i Kadim

(Kendi elimle-ucunu-açıp sevgiliye verdiğim kalem; kanımın-dökülmesi- fetvasını haksız yere başından’-kesilsin şeklinde- yazdı.)

———————————————————————————————

Dile her muyu bir ejder görünür ol zülfün
Nice bin ejderi bir yerde tahayyül ne belâ
(Nefî)

Saçının her teli aşığın gönlüne biir ejder gibi görünür ve bin ejderi aynı yerde(yürekte)tahayyül etmek (hayal etmek, canlandırmak) aşık için ne büyük bir belâdır.

———————————————————————————————

Saklarım sinemde her an seni canım diyerek
Gelmedin sineme bir kerre mekanım diyerek…

—————————————————————

Cân u ten oldukça menden derd ü gam eksik değil
Çıksa can hâk olsa ten ne can gerek ne ten bana.